Şimdi yavaşça tuzluğu masaya bırakın!

uzlu yemeye alışan kişilerin tuzu hayatlarından çıkarınca sanki hiçbir şeyden tat almıyormuş gibi bir durumla karşı karşıya kaydıklarını anlatan Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden Nefroloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Gülay Yılmaz, “Yemeğinize tuz ekleme alışkanlığını bir süre için hayatınızdan çıkarabilirseniz vücudunuz daha az sodyumla beslenmeye sizi zorlamadan alışacaktır” diyor.

Zararı say say bitmiyor

Fazla tuz tüketimi, idrarda kalsiyum atılımını da artırarak kemiklerden kalsiyum kaybına neden olur. Kemiklerden kalsiyum kaybının artışı ise kemik erimesini ve kemiklerin kırılma riskini artırır. Tuz, kan basıncını artırır. Bu nedenle, tansiyonu yüksek olanların yemeklerine tuz koymamaları gerekiyor. Ayrıca, böbrek bozukluklarında, bazı kalp hastalıklarında, vücudun belirli yerlerinde su toplanmalarında (ödem), doğal besinlerin bileşimindeki tuzla yetinilmeli ve yemeklere tuz eklenmemelidir.

Damak tadı çocuklukta şekilleniyor
 1 yaşına gelene kadar bebeklerin yemeğine sofra tuzu koymayın.

 Bebeğinizi kendi yemeğinizin tuz içeriği yüksek, besleyici özelliği düşük olan suyuyla beslemeyin.

 Sosis, salam, mısır gevreği, hazır çorba gibi işlenmiş ürünlerden uzak durun.

 Şekerli bisküvi, kraker gibi katkı ve koruyucu içeren besinler vermeyin.

Nasıl vazgeçilir?

 Yemek masasından tuzluğu kaldırarak ilk adımı atabilirsiniz.

 Satın aldığınız ürünlerin etiketlerini kontrol ederek içeriğindeki sodyum miktarına dikkat edin.

 Tuz yerine baharat harmanları yapın.

 Pişirilen yemeklere daha az tuz ekleyin.

 Zeytin ve peyniri akşamdan suda bekletin.

 Yemeklere daha az salça ekleyin.

 İşlenmiş ürün kullanmayın; bulyon yerine et suyunu kendiniz yapın.

 Hazır çorbalar yerine ev yapımı çorbalar tercih edin.

 Cips yerine fırınlanmış bol baharatlı patates tüketin.